Yaşamımızın izini sürebilir miyiz? İnsan parçası olduğu bir şeyin peşi sıra gidebilir mi ?
Parçası olduğumuz bir şeyi gözlemleme yeteneğine sahipken özgürleşiyoruz. Farkındalığı bebek adımlarıyla dahi atmak bize özgürlük getiriyor. Bu özgürlük ‘’yaşama’’ yol -açıyor. Sadece büyülü bir olma haline bürünüyoruz. Olma halinin en güzel yanı ise eylemi içermesi; yakınmaktan özgürlüğe; özgürlükten yaşama protokolde seyralan bir iz sürme sanatı. Ne şaşa ama!
Geçtiğimiz günlerde ayın, yıldızların gösterisi hatta yağmurlar bile daha az büyüleyiciydi. Gökyüzü ihtişamlı olduğunda, bize neyi kaçırdığımızı anlatıyor sanki. Var olan her şeyin ve herkesin anlatması kadar basit aslında…İnatla tutunduğumuz tüm katı yargılarımız ve bize zarar veren kalıntılar belki de yağmurların sesiydi; kabul edebilmeyi, izin verebilmeyi, yenilenmeyi anlattı bize damlalar.
Kendimizi o çok önemli ve tek olan olmaktan sıyırabildiğimizde; (ki bu egonun ve acının kaynağıdır) kendi önemimizi biraz olsun serbest bıraktığımızda; değerimizi anlıyor ve gücümüzü kullanıyoruz. Yer yüzünde yaşadığımız deneyimi yaşayan başka insanlar da olabileceğini, yalnız olmadığmızı ama deneyimimizin sadece ve sadece bize özgü olduğunu kabullendiğimizde ise hissediyoruz. Başka bir deyişle gerçek hislerimizle ve gerçeklik hissiyle tanışıyoruz. Bu his sayesinde insan zararsızlığı önce kendinde deneyimliyor. Kendi deneyimini tatminkar kılmakla kalmıyor; başkalarının deneyimlerini zenginleştirmenin eşsiz bir parçası oluyor.
Kararlılığı koruyabilmeliyiz; umut sezgiyle güçlenir. Arınmışlık zihinle ilgili gözükse de ruhla ilgilidir. Ruhun ışığı daimi olarak zihne yansır. Kaderinizi gözetin; insanlar kaderlerinin gözetçisidirler. Bu süreçte farkındalık; varlığa uyumla gelir. Kavrayabildiklerimiz yaşamın sevinçle anlattıklarıdır.
Gizemli olana tutkumuzdur çoğu zaman bizi koşullara adayan. Gizemler olmadığında canımızın sıkılması yaradılışa güvensizlikten kaynaklanır. Tüm bunları bilsek de bir yokluk bir boşluk uyarıcılarımız olur. Uyarıcılar tatsızdır. Duygusal düzeyde karışmamıza ve aşırılaşmamıza neden olurlar.
Ne fark ettiğimiz değil; ne fark ettiğimizin izini sürmek yaşam.

Pelin Erdemlioğlu
Evrensel kutsal olanin adiyla…